Ayın İNCİSİ  11 EKİM 2010

ÇARESİZ MİYİZ? 

 

Bir deney yapan bilim adamları, çok büyük bir akvaryuma köpekbalığı ile uskumru balığını bir arada koymuşlar. Ancak köpekbalığı uskumruyu yemesin diye akvaryumun tam ortasına da cam yerleştirmişler. Köpekbalığı ne zaman aç kalıp uskumruyu yemeye kalksa camdan duvara burnunu vuruyormuş. Burnunu cama vura vura neredeyse koku alamayacak hale geliyormuş. Bilirsiniz, köpekbalıkları için koku alabilmeleri çok önemlidir, koku alamazlarsa avlarını bulamazlar ve aç kalırlar. Bizim köpekbalığı da koku alamayacak hale gelmektense o uskumruyu yememe kararı almış. Artık uskumruyu gördüğünde karnı aç bile olsa yanına bile yaklaşmıyormuş. İlerleyen zamanlarda aradaki cam duvarı kaldırmışlar ama köpekbalığı burnunun acısını hatırlıyor, hiç uskumruya bakmıyormuş bile. Günlerden bir gün köpekbalığının bir oğlu olmuş. Çok aç olduğu bir günde uskumruyu babasına göstererek “hadi, onu yiyelim baba” demiş. Babası “olmaz yavrum, onu yemeye kalkarsak burnumuz acır” demiş. Yavru köpekbalığı ne kadar ısrar etse de babası kabul etmiyor, başına gelecekler konusunda onu korkutuyormuş. Bir gün dayanamayan küçük köpekbalığı: “Babacığım, zaman değişti, belki artık uskumrular köpekbalıklarının burnuna zararlı değildir. Bunu denemeden asla öğrenemeyiz ve ben denemeye gidiyorum” demiş ve uskumrunun üzerine atlamış. O güne kadar rahat rahat gezmekte olan uskumru ise korkuyla kaçmaya başlamış. Bir yandan da “şu yeni nesilden korkmak gerek, imdaat” diye bağırıyormuş.   

Ya Bizler Nasıl Davranıyoruz ?