Ayın İNCİSİ  25 EKİM 2010

Suyun İçinde Tuz

Hintli yaşlı bir ustanın yanında yardımcı olarak çalışan çırağı sürekli her şeyden yakınıyor, hiç mutlu olmuyormuş. Bir gün usta, çırağını tuz almaya göndermiş. Döndüğünde yaşlı usta ona bir avuç tuzu bir bardak suya atıp içmesini söylemiş. Çocuk tuzlu sudan bir lokma almış ki hemen hepsini tükürmüş, midesi bulanmış, kendisini çok kötü hissetmiş. “Tadı nasıl?” diye soran yaşlı adama ekşi bir yüzle “korkunç” diye cevap vermiş. Usta başını sallayarak çırağını dışarı çıkarmış. Sessizce az ilerdeki gölün kıyısına götürmüş ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu göle atıp gölden su içmesini söylemiş. Söyleneni yapan çırak ağzının kenarlarından akan suyu koluyla silerken usta aynı soruyu tekrar sormuş: “Tadı nasıl?” “Nefis” diye cevap vermiş genç çırak. “Tuzun tadını aldın mı?” diye sormuş yaşlı adam,”Hayır” diye cevapmış çırağı. Bunun üzerine yaşlı adam, suyun yanına diz çökmüş olan çırağının yanına oturmuş ve şöyle demiş: Yaşamdaki zorluklar tuz gibidir. Ne azdır, ne de çok. Güçlük hepimiz için aynıdır. Sen işini iyi yapmazsan ben kızarım, ben yapmazsam müşterim sinirlenir. Sen yeni bir iş öğreniyorsun, ben de öğrendiğimi geliştirmeye çabalıyorum. Yani hepimizin bir sıkıntısı var, ama bu sıkıntıları nerede taşıdığımız önemli. Bir bardak suda taşırsak midemizi bulandırır, bir göle atarsak bize dokunmaz bile.