Ayın İNCİSİ  08 KASIM 2010

Testiyi Kırmadan Önce

   

Kızılırmak Türkiye sınırlarında doğan, yine Türkiye topraklarında denize dökülen en uzun akarsuyumuzdur. Kızılırmak kenarında bulunan pek çok yerleşim yerinden biri olan Avanos; çömlekçiliği ile ünlüdür. Kızılırmak, kırmızı toprağından dolayı bu adı almıştır. Bu kırmızı toprak Avanoslular tarafından toplanır, elenir ve yoğrularak çamur yapılır. Bu çamura önce şekil verilir sonra da yüksek sıcaklıkta pişirilir. Artık suya, sıcaklığa dayanıklı çömlekler, tabaklar, bardaklar yapılır. Bu toprak kaplardan biri de testidir. Sürahi şeklinde yapılan testiler eski günlerin en önemli soğutucusudur aynı zamanda. Testiye konan su güneşte bırakıldığında öncekinden de soğuk olur; bu yüzden tarlada çalışan çiftçinin de en büyük dostudur. İşte bu çiftçilerden biri bir gün oğlunun eline bir testi tutuşturup çeşmeden su getirmesini istemiş. Çocuk dışarı çıkarken de ensesine bir tokat atıp: “ Testiyi kırma ha! “diye öğüt vermiş. Bunu gören komşulardan biri: “ Yahu Komşu” demiş, “henüz testiyi kırmadan niye dövüyorsun yavrucağızı?” Çiftçi cevap vermiş: “ Testiyi kırdıktan sonra neye yarar be birader!” Bir iş olup bittikten sonra öğüt veren çok olur ama bu yanlışı önlemez; önemli olan yanlış bir şey yapmadan önce önlem almaktır.

 İşte bizlerde müşteri ile olan ilişkilerimizde bu hikayenin bize verdiği dersi hiç unutmamamız gerekiyor.